EDERLEZİ (orj.)
Sa o Roma babo, E bakren cinen.
A me coro, dural besava.
A a daje, amaro dive.
Amaro dive erdelezi.
Ediwado babo, amenge bakro.
Sa o Roma, babo. E bakren cinen.
Eeee...j, Sa o Roma, babo babo, Sa o Roma daje.
Sa o Roma, babo babo, Erdelezi. Erdelezi, Sa o Roma Daje.
Eeee... Sa o Roma, babo babo, Sa o Roma daje. Sa o Roma, babo babo, Eeee...
Erdelezi, Erdelezi.
Sa o Roma Daje
A a daje, amaro dive.
Amaro dive erdelezi.
Ediwado babo, amenge bakro.
Sa o Roma, babo. E bakren cinen.
Eeee...j, Sa o Roma, babo babo, Sa o Roma daje.
Sa o Roma, babo babo, Erdelezi. Erdelezi, Sa o Roma Daje.
Eeee... Sa o Roma, babo babo, Sa o Roma daje. Sa o Roma, babo babo, Eeee...
Erdelezi, Erdelezi.
Sa o Roma Daje
hıdırellez
Söz: Sezen Aksu, Pakize Barışta
Müzik: Goran Bregovic
Bahar oldu aman
Al kese astım gül dalına
Adadım yarin adına
İki göz oda
Dağ yeşil, dallar yeşil
Uyandılar bayrama
Her gönül şen
Bir benim bahtım kara
Kokuyor buram buram
Fulyalar vakit tamam
Bir bana uğramadı
Bu bahar bayram
Ağlama hıdrellez
Ağlama be bana
Acı ektim yerine
Aşk yeşerecek
Başka bahara
Ağlama hıdrellez
Ağlama be bana
Acı ektim yerine
Aşk yeşerecek
Başka bahara
Ne yolu var ne izi
Tanıdık değil yüzü
Dileğim Allah’tan
Aşk sözün özü
Sevdiğim yok, eşim yok
Ağardı bir gün daha
Ey benim şans yıldızım
Gülümse bana
Ağlama hıdrellez
Ağlama be bana
Acı ektim yerine
Aşk yeşerecek
Başka bahara
Ağlama hıdrellez
Ağlama be bana
Acı ektim yerine
Aşk yeşerecek, yeşerecek
Başka bahara
Yeşerecek, başka bahara
Yeşerecek, başka bahara
19 Mart 2010
18 Mart 2010
CEM ADRİAN KONSERİ :D
cem adrian... tanımlaması zor gerçekten.. kim olduğu,ne olduğu,sesinin kaç oktav olduğu değil benim ilgilendiklerim.... benim ilgilendiğim yazdıkları sanırım,duygularını nasıl ifade ettiği...ve şarkılarını söylerken bize hissettirdikleri...
uzun zamandır olmasını istediğim şey oldu sonunda,gökten üç elma düştü... :) biri diyarbakır'a, biri Cem Adrian sevenlerine ve sonuncusuda banaaaaaaaa...
19 Mart 2010 Cuma gecesi piano eşliğinde canlı bar performansıyla Cem Adrian Diyarbakır'da...
Black Jack Bar'da!
12 Mart 2010
karalamaca... :)
08 Mart 2010
dünya kadınlar günü...
önemli birgün.. kimilerinin meydanlara çıkıp sloganlar attığı,kimilerinin yılda bir gün neye yarar dediği,kimilerininse ne hakkı..biz yaşıyormuyuzki diye aklından geçen bir gün...
oldum olası anlayamamışımdır zaten olması gereken şeylerin büyütülüp,abartılıp,neden paketlenip elimizde hiç yokmuş da hadi bir günlüğüne oluversin diye şaşalı bir şölene dönüştürülmesini...
diyarbakır'da tangocuların düzenlediği bir milango gecesindeydik arkadaşlarla...biz arkadaşımızın tayinini kutluyorduk,onlarsa 8 mart'ı...bir arkadaşıma tangoda eşlik eden beyefendi görünümlü bir adam bize hoşgeldiniz deyip,önceden planladığı esprisini patlatmak üzere masamıza geldi... ve espiri şu sözlerle elinde patladı:
'' dünya erkekler günü ne zaman arkadaşlar?''
'' ?!!!???!''
''8mart dışındaki hergün,hahhahaha''
''!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!''
birkaç önemli alıntıyla devam etmek istiyorum yazıma...
***
Orta Doğu ve özellikle Türk ve Osmanlı tarihi konusunda uzman ünlü tarihci Bernard Lewis "What Went Wrong" (Yanlış Giden Neydi?) isimli kitabinda İslam Uygarlığının bir zamanlar her alanda çağının en ileri uygarlığıyken zamanla nasıl Batı'nın, hatta günümüzde Batı'lı olmayan diğer pek çok uygarlığın da gerisine düstügünü inceliyor. Kültürler arasında fark yaratan noktalarla ilgili gözlemler yapıyor ve İslam dünyasının geri kalısının olası sebeplerini belirliyor.
İki kültür arasındaki birbaşka ilginç fark, kadın hakları konusundadir. 1665'te Evliya Celebi'nin Viyana'ya yaptığı seyahatten anlattığı bir bolümde, İmparator'un yolda bir kadınla karşılaştığında atını durdurup kadının geçmesine izin verdiğini, kadının da İmparatoru selamladığını, bunun üzerine İmparator'un şapkasını çıkarıp kadına saygı gösterisinde bulunduğunu anlatır. Gavur'ların memleketinde kadınların lafının dinlendiğini, bunu da büyük ihtimalle Meryem Ana'ya duydukları saygı yüzünden olduğunu söyler Evliya Celebi.
***
Bir ateist olan Mine G Kırıkkanat yazmıştı,
"Kadınlar hiçbir sanat sevmez, Hiçbir sanatla özleştirilemezler ve sanatsal dehası yoktur. "Jean Jacques Rousseau demiş bunu.
Batı da Aristo'lardan başlayarak gelen bir kadın düşmanlığı hep oldu. dinlerde bu ortamlarda gelişti, ve hiç birşeyi değiştiremediler. Mesala Lord Byron ; kimbilir ne kadar lirik ne kadar kibar bir beydi , o da kadının yeteneklerinin toplumsal hayattan uzak tutulması gerektiğini savunur. Fakat ironiye bakın ki, onun kızı sahte bir isimle matemetik kitabı yazmıştır. Dünyada bir kadına ait ilk matemetik kitabıdır.
Farkımız belki şuydu, biz de hiçbir zaman LORD Byronun kızı olmadı. Bunun sebebini bulursak , sorunu çözeriz. Gazali'nin kızı nerdeydi? Muhtemelen kocasından cezalandırılmak üzere dayak yiyordu ve bunu kendisine yapılan bir hak görüyordu. Bugün üç tane kadın suudi arabaistanda ehliyet hakkı için yanyana gelemiyor. Fakat gelmeleri lazım. Batı da kadınlar çok mücadele ettiler. ABD 'de tıp fakültesine ilk kez başvuran hanımın başından geçenleri bizimkiler hiç yaşamadılar.
***
Kadına verilen değere en büyük örnek ise Ulu Önder Atatürk'ün 1935 yılında Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı ile verdiği destektir...Halen çağdaş diye bahsettiğimiz ülkelerin kadına verdiği değere bakarsak:
_ İtalya' da kadınlar ancak 1948 yılında seçimlere girebilmişler.
_ Japon kadınları ise seçim haklarını ancak 1950 yılında alabilmiştir.
_Medeni Kanun' ları aldığımız İsviçre ise, kadınlar haklarını 1971 yılına kadar sağlamamıştır.
_ Çağdaşlaşmada örnek aldığımız İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde de durum farklı değildi...
Mustafa Kemal Atatürk'ün bir sözüyle bitirmek istiyorum...
"Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir."
oldum olası anlayamamışımdır zaten olması gereken şeylerin büyütülüp,abartılıp,neden paketlenip elimizde hiç yokmuş da hadi bir günlüğüne oluversin diye şaşalı bir şölene dönüştürülmesini...
diyarbakır'da tangocuların düzenlediği bir milango gecesindeydik arkadaşlarla...biz arkadaşımızın tayinini kutluyorduk,onlarsa 8 mart'ı...bir arkadaşıma tangoda eşlik eden beyefendi görünümlü bir adam bize hoşgeldiniz deyip,önceden planladığı esprisini patlatmak üzere masamıza geldi... ve espiri şu sözlerle elinde patladı:
'' dünya erkekler günü ne zaman arkadaşlar?''
'' ?!!!???!''
''8mart dışındaki hergün,hahhahaha''
''!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!''
birkaç önemli alıntıyla devam etmek istiyorum yazıma...
***
Orta Doğu ve özellikle Türk ve Osmanlı tarihi konusunda uzman ünlü tarihci Bernard Lewis "What Went Wrong" (Yanlış Giden Neydi?) isimli kitabinda İslam Uygarlığının bir zamanlar her alanda çağının en ileri uygarlığıyken zamanla nasıl Batı'nın, hatta günümüzde Batı'lı olmayan diğer pek çok uygarlığın da gerisine düstügünü inceliyor. Kültürler arasında fark yaratan noktalarla ilgili gözlemler yapıyor ve İslam dünyasının geri kalısının olası sebeplerini belirliyor.
İki kültür arasındaki birbaşka ilginç fark, kadın hakları konusundadir. 1665'te Evliya Celebi'nin Viyana'ya yaptığı seyahatten anlattığı bir bolümde, İmparator'un yolda bir kadınla karşılaştığında atını durdurup kadının geçmesine izin verdiğini, kadının da İmparatoru selamladığını, bunun üzerine İmparator'un şapkasını çıkarıp kadına saygı gösterisinde bulunduğunu anlatır. Gavur'ların memleketinde kadınların lafının dinlendiğini, bunu da büyük ihtimalle Meryem Ana'ya duydukları saygı yüzünden olduğunu söyler Evliya Celebi.
***
Bir ateist olan Mine G Kırıkkanat yazmıştı,
"Kadınlar hiçbir sanat sevmez, Hiçbir sanatla özleştirilemezler ve sanatsal dehası yoktur. "Jean Jacques Rousseau demiş bunu.
Batı da Aristo'lardan başlayarak gelen bir kadın düşmanlığı hep oldu. dinlerde bu ortamlarda gelişti, ve hiç birşeyi değiştiremediler. Mesala Lord Byron ; kimbilir ne kadar lirik ne kadar kibar bir beydi , o da kadının yeteneklerinin toplumsal hayattan uzak tutulması gerektiğini savunur. Fakat ironiye bakın ki, onun kızı sahte bir isimle matemetik kitabı yazmıştır. Dünyada bir kadına ait ilk matemetik kitabıdır.
Farkımız belki şuydu, biz de hiçbir zaman LORD Byronun kızı olmadı. Bunun sebebini bulursak , sorunu çözeriz. Gazali'nin kızı nerdeydi? Muhtemelen kocasından cezalandırılmak üzere dayak yiyordu ve bunu kendisine yapılan bir hak görüyordu. Bugün üç tane kadın suudi arabaistanda ehliyet hakkı için yanyana gelemiyor. Fakat gelmeleri lazım. Batı da kadınlar çok mücadele ettiler. ABD 'de tıp fakültesine ilk kez başvuran hanımın başından geçenleri bizimkiler hiç yaşamadılar.
***
Kadına verilen değere en büyük örnek ise Ulu Önder Atatürk'ün 1935 yılında Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı ile verdiği destektir...Halen çağdaş diye bahsettiğimiz ülkelerin kadına verdiği değere bakarsak:
_ İtalya' da kadınlar ancak 1948 yılında seçimlere girebilmişler.
_ Japon kadınları ise seçim haklarını ancak 1950 yılında alabilmiştir.
_Medeni Kanun' ları aldığımız İsviçre ise, kadınlar haklarını 1971 yılına kadar sağlamamıştır.
_ Çağdaşlaşmada örnek aldığımız İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde de durum farklı değildi...
Mustafa Kemal Atatürk'ün bir sözüyle bitirmek istiyorum...
"Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir."
05 Mart 2010
Düşlerin Ressamı Murat Yılmazyıldırım
Saat 22:00 de sahnedeydi işte!
hepimiz heyecanla o en sevdiğimiz unutulmaz şarkılarını beklerken, ressamımız soyut çalışmaya karar verip.. seyirci kitlesinin heyecanla beklediği şarkıları söylememeyi uygun gördü.. (nedense??) ayrıca barın çok sıcak olduğunu sürekli tekrarlamasını ve ballı suyunu da unutmamak gerek.. (sanatçı kaprisi böyle birşey demekki.. :D )
evet o gece bir kez daha ''gayret et güzelim,hoşcakal,veremem sana acımı,gecenin rengi'' gibi eski şarkılarının ne derece güzel olduğunu ''kaşıkları daldırırım,boncukları saydırırım''sözleriyle bezenmiş şarkıdan sonra daha iyi anladık..yeni şarkıları eskilerin kıvamında değildi maalesef.. :(
Buse Yelken ile evlendiği dönemde yazdığı bol yelkenli şarkılardan da duymadık(boşanmanın etkisi olsa gerek) sanırım duymamamız gayet iyi de oldu.. :P
işin en güzel yanıda konserin bar ortamında olmasından dolayı daha yakından görme fırsatıydı.. samimi bir ortamda,sorunsuz bir gece yaşandı.. dilerim kendisi de aramızdan mutlu ayrılmıştır...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


