08 Mart 2010

dünya kadınlar günü...

önemli birgün.. kimilerinin meydanlara çıkıp sloganlar attığı,kimilerinin yılda bir gün neye yarar dediği,kimilerininse ne hakkı..biz yaşıyormuyuzki diye aklından geçen bir gün...




oldum olası anlayamamışımdır zaten olması gereken şeylerin büyütülüp,abartılıp,neden paketlenip elimizde hiç yokmuş da hadi bir günlüğüne oluversin diye şaşalı bir şölene dönüştürülmesini...





diyarbakır'da tangocuların düzenlediği bir milango gecesindeydik arkadaşlarla...biz arkadaşımızın tayinini kutluyorduk,onlarsa 8 mart'ı...bir arkadaşıma tangoda eşlik eden beyefendi görünümlü bir adam bize hoşgeldiniz deyip,önceden planladığı esprisini patlatmak üzere masamıza geldi... ve espiri şu sözlerle elinde patladı:





'' dünya erkekler günü ne zaman arkadaşlar?''


'' ?!!!???!''


''8mart dışındaki hergün,hahhahaha''


''!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!''


birkaç önemli alıntıyla devam etmek istiyorum yazıma...
***
Orta Doğu ve özellikle Türk ve Osmanlı tarihi konusunda uzman ünlü tarihci Bernard Lewis "What Went Wrong" (Yanlış Giden Neydi?) isimli kitabinda İslam Uygarlığının bir zamanlar her alanda çağının en ileri uygarlığıyken zamanla nasıl Batı'nın, hatta günümüzde Batı'lı olmayan diğer pek çok uygarlığın da gerisine düstügünü inceliyor. Kültürler arasında fark yaratan noktalarla ilgili gözlemler yapıyor ve İslam dünyasının geri kalısının olası sebeplerini belirliyor.
İki kültür arasındaki birbaşka ilginç fark, kadın hakları konusundadir. 1665'te Evliya Celebi'nin Viyana'ya yaptığı seyahatten anlattığı bir bolümde, İmparator'un yolda bir kadınla karşılaştığında atını durdurup kadının geçmesine izin verdiğini, kadının da İmparatoru selamladığını, bunun üzerine İmparator'un şapkasını çıkarıp kadına saygı gösterisinde bulunduğunu anlatır. Gavur'ların memleketinde kadınların lafının dinlendiğini, bunu da büyük ihtimalle Meryem Ana'ya duydukları saygı yüzünden olduğunu söyler Evliya Celebi.

***
Bir ateist olan Mine G Kırıkkanat yazmıştı,
"Kadınlar hiçbir sanat sevmez, Hiçbir sanatla özleştirilemezler ve sanatsal dehası yoktur. "Jean Jacques Rousseau demiş bunu.
Batı da Aristo'lardan başlayarak gelen bir kadın düşmanlığı hep oldu. dinlerde bu ortamlarda gelişti, ve hiç birşeyi değiştiremediler. Mesala Lord Byron ; kimbilir ne kadar lirik ne kadar kibar bir beydi , o da kadının yeteneklerinin toplumsal hayattan uzak tutulması gerektiğini savunur. Fakat ironiye bakın ki, onun kızı sahte bir isimle matemetik kitabı yazmıştır. Dünyada bir kadına ait ilk matemetik kitabıdır.
Farkımız belki şuydu, biz de hiçbir zaman LORD Byronun kızı olmadı. Bunun sebebini bulursak , sorunu çözeriz. Gazali'nin kızı nerdeydi? Muhtemelen kocasından cezalandırılmak üzere dayak yiyordu ve bunu kendisine yapılan bir hak görüyordu. Bugün üç tane kadın suudi arabaistanda ehliyet hakkı için yanyana gelemiyor. Fakat gelmeleri lazım. Batı da kadınlar çok mücadele ettiler. ABD 'de tıp fakültesine ilk kez başvuran hanımın başından geçenleri bizimkiler hiç yaşamadılar.
***

Kadına verilen değere en büyük örnek ise Ulu Önder Atatürk'ün 1935 yılında Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı ile verdiği destektir...Halen çağdaş diye bahsettiğimiz ülkelerin kadına verdiği değere bakarsak:
_ İtalya' da kadınlar ancak 1948 yılında seçimlere girebilmişler.
_ Japon kadınları ise seçim haklarını ancak 1950 yılında alabilmiştir.
_Medeni Kanun' ları aldığımız İsviçre ise, kadınlar haklarını 1971 yılına kadar sağlamamıştır.
_ Çağdaşlaşmada örnek aldığımız İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde de durum farklı değildi...


Mustafa Kemal Atatürk'ün bir sözüyle bitirmek istiyorum...

"Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir."

Hiç yorum yok:

Creative Commons License

...


her geçen gün aRt-ıyor!