31 Aralık 2011

SON NEFESİMDE FENERBAHÇE! ÇÜNKÜ BEN MALIM!!!

Size şimdi çok komikli bir hikaye anlatıcam.. yok yok aslında hikaye değil!yaşanmış bir olay!

Dün akşamki Fenerbahçe Ülker- Galatasaray Medical Park basketbol maçından bahsediyorum! Hani şu zorla seyirci sayesinde aldığımız maçtan! :p Bir basketbol fenerlisi olarak söylüyorum ki gerçekten öyleydi! 
Neyse komik olan kısma geçeyim.. Tribünde oturmuşuz..sakin sakin bağırınıp,güzel güzel maçı izliyoruz.Ardından bir türlü 3lük atamamıza karşın GSın her fırsatta 3lük atmasıyla sinirlenen Fenerliler başlıyorlar küfretmeye : 'Annenin kukusu Galatasaray!'

Yapacak birşey yok ve ben gülüyorum! :D

Anons yapılıyor -sevgili taraftarlar lütfen kötü sözler söylemeyin!aksi takdirde salon boşaltılacaktır!

Bu uyarı üstüne 'fener sen bizim herşeyimizsin!' diye bağırıyor fenerliler.. ve işte en komik ana geldik! 5 dk. önce GSnin annesinin kukusundan bahseden,sahaya elinde ne bulursa fırlatan o fanatik kitle birden dünyanın en romantik kitlesine dönüşüyor,binlerce erkek hepbir ağızdan :

SEVİYORUUUUUM SENİ!
EKMEĞİİİİ TUZAAAA BANIP,BANIP YEEEEER GİBİ!

Ben o an gülmekten geberiyorum ama! :D yanımdaki ergen her an bana kafa atabilirdi ama neyseki kocim yanımdaydı! <3

Ellerindeki atkıları da açmışlar bir taraftan salınıyorlar.. ahahaha! valla komik lan!

Daha bitmedi!
GS maçı hep önde götürüyor..tam yaklaşıyoruz,adamlar nasıl beceriyorsa o gürültüye rağmen her defasında 3lük atıyorlar.. Neyse taraftarlar olay çıkartıp maça ara verildikten sonra FB oyuncuları maça bomba gibi çıktılar neyseki.. ve durum eşitlendi. (76-76) Ve o eşitlik anına kadar hiç duymadığımız bir tezahuratla inliyor ortalık FENERLE KİMSE BAŞA ÇIKAMAAAAAAAAAAZ!
Ben gene basıyorum kahkayı..-dayak yemeden kurtuldum ya..şans işte!-
Ulan yiyosa o ana kadar olan süreçte de böyle bağıraydınız ya?!! :D

Zorla aldık maçı... :D herkes mutlu!

Biz inandık,
siz de inanın,
bizim için bu maçı alıııııııııııııııııııııııııııııııııııııııın! :D

HEPİNİZE ŞİMDİDEN İYİ SENELER! Xmas ınız mübarek ola!

14 Aralık 2011

Amerika'da da Çini Yaptım ya,Gözlerim Açık Gitmem Gayrı!

Amerkika'dayken 3 ay boyunca boş boş durdum zannediyorsanız,çok yanıldınız çooook! :)
Sanat aşkı başka işte!Siz düşünmemeye çalışsanız da,tembellik yapsanız da yiyip bitirir sizi... Tembelliğiniz sadece malzemeleri elinize alana kadardır.Bir kez elinize geçti mi fırça...durmak imkansız gibi!

Seramik malzemeleri satan bir dükkan, Tina orada bunun kursunu da veriyor dilerseniz.. Ben Bayan çok bilmiş gittim yine tıpkı çinide yaptığım gibi 'ben kendim takılacağım' dedim! O kadar ustayım ki;kurs falan gerekmez! :P
Seçtim bir vazo kendime...
Ama üstünde zürafalar var.. :( ne alaka şimdi! 
Hayatım da ilk kez yapmaya kalkıştığım seramik konusunda uzmanmış gibi: 'ben bunları zımparalasam olmaz mı?' dedim.Tina şaşkın..hem ilk kez yapacağımı söylüyorum..hem de artistlik yapıyorum.Olur dedi...ve başladım çini usulü seramik çalışmaya.

-Seramikte usta olacak kişi,kendini zımpara yaparken belli eder- derler! Yok öyle birşey aslında,şimdi ben uydurdum! :D
Neyse..Tina bir kez daha şaşırdı..henüz çamur haldeki vazoyu kırmadan, pürüzsüz bir çalışma çıkardım ortaya.  
Çini  ile seramik arasındaki farkı soracak olursanız... seramikte malzemelerimiz kurutulmuş fakat fırınlanmamış çamur..malzeme hala yumuşak ve şekillendirilebiliyor,hatta kenarlarında fazladan çamur oluyor ve onları temizlemek de bizim işimiz,ve tabi kolay kırılabilir. Fakat çini fırınlanmış malzeme üzerine yapılıyor.



Şimdi gelin Beverly Yenge için hazırladığım vazonun aşamalrına göz atalım :))



Boyama aşamasından sonra ilk fırınlanması gerçekleşiyor,çıktığında mat bir görüntüsü var.Cilalandıktan sonra ikinci kez fırınlanıyor ve parlak renkleriyle tamamen hazır hale geliyor.
İşin en kötü kısmı ise ben kendi ellerimle yaptığım bu vazonun bitmiş halinin fotoğrafını çekemedim :(
Bana kalan Beverly yengenin iphonu ile yarım yamalak çektiği bu fotoğraf 
Yine aynı lalelerin bulunduğu bir kase ile takım yaptım..Fırınlandıktan sonra almak için gittiğimde Tina ve dükkandaki diğer iki kadın da bayıldılar ve yengemiz de... :) Kendim vermeye fırsat bulamamıştım ama facebookuna bu fotoğrafı ekleyerek teşekkür etmiş...
Aslında hediye bahane,ben öyle keyif aldım ki yaparken...beğenmeseler de olurdu!

13 Aralık 2011

ZUMBA!!!

Zumba Amerika'da 2003 yılından beri fitness salonlarının baştacı olmuş dans ve spor egzersizlerinin birleştiği, kolombiya dilinde -arı gbi vızıldamak yada hızlı hareket etmek- anlamına gelen ve Dünya'nın bir çok yerinde salgın haline gelmiş bir çeşit fitness egzersizi diyebilirim.
Bu kadar ansiklopedik bilgiden sonra ben size kendi deneyimlerimi aktarmak istiyorum.



Geçtiğimiz yaz Amerika'da bulunduğum dönemde -kocimin spor aşkından dolayı- bir fitness merkezine gitmeye başladık ve ben Zumbayla orada tanıştım.Elimize tutuşturulan kağıtlarda pilates ararken -aaa!bu ne ki?dans ve egzersiz bir aradaymış!- deyip şansımı denemeye karar verdim.

Aman hocam da bir enerji! Bir kıvırmalar! Bir güzellik-çıtıpıtılık ve o anlaşılması mümkün olmayan İngilizcesi! :)
hemen reklamını da yapayım :P ayrıntılı bilgi:Fernanda Locolonso

sonuç olarak Zumbaya bayıldım tabi..tam benlik!hem spor hem dans!Türkiye'de ise belirli yerlerde hatta daha açık konuşmak gerekirse,zengin  semtlerinde.. yani devam edebilmem neredeyse imkansızdı!

sonra bir gün kocimle alışveriş yaparken, PS3 oyununun yeni çıktığını farkettik..
ben de durmadım aldım tabi!

Önce tek tek adımları gösteriyor.tek şarkılık  work out yada başlangıçtan ileri seviye ye kadar farklı düzeyleri ve bu farklı düzeylerin de farklı çalışma süreleri var.Başlangıç 20 dklık bir çalışmayken ilerlediğiniz sürece 60 dkya kadar uzuyor.belimize Taktığımız bir zımbırtı ve kamerası sayesinde hareketleri doğru yapıp yapmadığınız hakkında dönüt veriyor.. 
şu aralar biraz ihmal etsem de,yaparken kan-ter içinde kalsam da,alt komşumun birgün evi basacağını düşünsem de.. :p ben artık zumbasız yapamıyorum! :)

eğer denemek isterseniz youtube da çok sayıda workout videosu mevcut.
yada nintendo,X box ve DVD lerini de bulabilirsiniz...
sormak istediğiniz bir şey olursa,çekinmeyin lütfen! :)

HUZUR/PEACE


Ben bu akşam altta hemen tıklayıp dinleyebileceğiniz şarkıyla huzur buldum...
Sonra üşenmedim..bu güzel müzikle son bir rötuşu kalan bu çizimimi tamamladım sonunda!

Sanki uzun bir zamandan sonra kendimi buldum gibi... :)
Not:Daha sık görüşüşeceğiz...

18 Kasım 2011

FUCK UP!

Durduramıyorum kendimi...








When I'm nervous I have this thing yeah I talk too much
Sometimes I just can't shut the hell up
It's like I need to tell someone anyone who'll listen
And that's where I seem to fuck up, yeah
I forget about the consequences, for a minute there I lose my senses
And in the heat of the moment my mouth's starts going the words start flowing

But I never meant to hurt you, I know it's time that I learnt to
Treat the people I love like I wanna be loved
This is a lesson learnt , I hate that I let you down and I feel so bad about it
I guess karma comes back around cause now I'm the one that's hurting yeah
And I hate that I made you think that the trust we had is broken
So don't tell me you can't forgive me
Cause nobody's perfect, no, no, no, no, no, no, no, nobodys perfect
If I could turn back the hands of time
I swear I never wanna cross that line
I should of kept it between us but no I went and told the whole world how I feel and oh
So I sit and I realise with these tears falling from my eyes
I gotta change if I wanna keep you forever
Promise that I'm gonna try

But I never meant to hurt you, I know it's time that I learn to
Treat the people I love like I wanna be loved
This is a lesson learnt and I hate that I let you down and I feel so bad about it

I guess karma comes back around cause now I'm the one that's hurting yeah
And I hate that I made you think that the trust we had is broken

So don't tell me you can't forgive me
Cause nobody's perfect, no, no, no, no, no, no, no,nobody's perfect

Im Not a saint no not at all, but what I did it wasn't cool
But I swear that I'll never do that again to you
I'm not a saint, no not at all, but what I did it wasn't cool
But I swear that ill never do that again to you.
I hate that I let you down, and I feel so bad about it
I guess karma comes back around cause now I'm the one that's hurting yeah
And I hate that I made you think that that the trust we had is broken
So don't tell me you can't forgive me
Cause nobody's perfect, no!

15 Ekim 2011

Renklerim

Aklaşan grilikte duruyorum -- 
yeşilleşen mavilik 
kararan saydamlık 
azalan tirşe: 
o mor 
hiç olmadı 
mı? 

O tek renk 
bulunmadı 
mı? 

Kızıltılı 
kahve 
rengi 

Siyah 
Beyaz. 
Ah, 
az -- 
hiç olmadım 
mı? 

Bulunamadım 
mı?


-Oruç ARUOBA-

22 Eylül 2011

en zeki çocuk henüz doğmayandır!

İnsanların en yakın arkadaşları çocuk yapmamalı bence :D yada ne bileyim..biraz daha içlerinde tutup büyüyünce çıkartsınlar!şöyle lise çağlarında falan...tamam arkadaşım anladık! en zeki senin çocuğun!!!
bak sinirlendim gene.. :P



neden çocuk yapmıyosun diyenlere cevabım da hazır artık! ohh!
arkadaşlarım sıkılmasın diye!
kabul edin işte bu böyle yani! ortamda bi çocuk mu var..ne kadar uğraşırsanız uğraşın o konu değişmez!
misal ben..bir süre sonra pes edip arkadaşlarımın gözlerinin içine bakıp,en şirin ifademi takınıp gülümseyerek,kafamı anlıyorum seni dercesine yukarı aşağı sallıyorum. ama hayır! bu da çözüm değil arkadaş! böyle yapınca da her dediğini dinlediğimi zannedip,kocalarının dinlemediği bütün ayrıntıları anlatmaya başlıyorlar! siz de 2 dakika adam olun dinlerin karılarınızı beeeee! biraz dinleseniz bu kadar çok konuşacak şey bulamıcaklar aslında!

bitmediiii..beteri de var! hadi bir arkadaşsa iyi.. ama aynı ortamda birden fazla çocuklu arkadaş varsa ozaman yandınız asıl.. çünkü bu sefer de sidik yarıştırmalar başlıyor! ay bizim kız da maşallah bi akıllı bi akıllı geçen gün bla bla bla (ben bu noktadan itibaren iptal tabi),ardından bir diğer anne 'aman ne hoş! bizimki de geçen...bla bla bla...' ' aaa o da bişey mi?' yeter ulan yeter! adam gibi muhabbet edelim,iki lafın belini kıralım dedik şurda siz hala kimin çişi en sarı,kimin çişi en uzağa gitti derdindesiniz!

tmm size de üzülmüyor değilim anneler..ama yazık yanınızdakilere bi bakın şöyle cnm.. bunun çocuksuzu var,bekarı-boşanmışı var.ne bileyim ergeni-komşu kızı var.. onlara da yazık!
neyse işte ben bu tip annelerin modası geçene kadar çocuk yapmıcam haberiniz olsun..sıkılırsınız yoksa... müjdeler olsun bnm kız/oğlan 3 yaşında blog yazmaya başladı fln diye anlatırım,şişersiniz sonra! :D

büyük bir Türk düşünürü der ki (bakın sadece düşünmekle kalmıyo,aynı zamanda yüksek sesle de söyleyebiliyo)
'tamam evlililerle sorunum yok ama çocklu olanlara ayak uyduramıyorum,konuya dahil olamıyorum öyle durumlarda!' (mai)


not: aslında amerika dümbükleri yazı dizime daha başlamadım bile ama bu yazı doğaçlama gelişti..bayatlamasın dedim... sanırım sahalara dönüyorum! ne sahası be? futbolcu muyum ki ben!




11 Temmuz 2011

UNIVERSAL STUDIOS/ORLANDO

Ne kadar ilginç bir yer olabilir ki diye düşünebilirsiniz belki..ben düşünmüştüm gitmeden önce ama yanıldığımı sürekli  ‘vaaaaaaaay!’ derken anladım!

Başlarda sürekli herşeyin fotoğrafını iekme merakı içindeydim..-aman bunu da kaçırmayayım;click!- sonra baktım ki tadını çıkarmak istiyorum,boşverdim gitti! Bütün parklardaki en can alıcı kısımlar araca binerek yapılan turlar.hızlı hareket ettikleri , bolca savurdukları ve genelde karanlık oldukları için fotoğref çekmek de pek mümkün olmuyor tabi.Zaten fotoğraflarla anlatması o kadar da kolay değil,klasik bir deyimle yaşamak lazım!

Universal Studiosun kendi içinde  2 ayrı parkı(Universal Studios Florida ve Islands of Adventure) ve bu parkların da kendi bölümleri  var.Önce Islands of Adventure’da çoluk-çombalak işi diyerek çizgi karakterlerle ilgili olan kısmı es geçtik ve Jurasic Park’ın içinde bulduk kendimizi. 

Bindik kayık benzeri bir araca ve başladık dinozorları tanıma turumuza,bizi  korkutmaya çalıştılar ama yemedik tabi! :P turun sonunda bizi fotoğrafta gördüğünüz yerden aşağıya bırakmasıyla düşme korkusu yaşadığımız yerde fotoğrafımızın çekilmesi pek hoş olmadı tabi! Ağız çığlık atma,gözler faltaşı büyüklüğünde açık..rezalet ama eğlenceli bir hal! :D Her etkinliğin sonunda olduğu gibi çıkış kapıları yine ürün mağazasına çıkıyor tabi...


Uzaktan görünen büyük bir şato!bu da neymiş demeyip hemen park haritamıza bakıyoruz;Harry Potter ‘da sıra! Bu bölüm tamamen karla kaplı,güneş cayır cayır yakmasa gerçek zannederiz.Ne olduğunu bilmediğimiz ama bir dünya insanın beklediği bir sıranın sonuna geçiyoruz.Bu kadar sıra olduğuna göre,beklediğimize değecek bir şey olmalı diyoruz ve yaklaşık 1saat sonra kendimizi içeride buluyoruz.Şaka gibi,tam bir hayal kırıklığı!3 tane büyücü kılıklı insan bir çocuk seçip güya büyü yaptırıyorlar..çocukların ağzı bir karış açık izliyor,büyüklerse kimbilir neler sayıyorlar içinden...kapanış yine ürün mağazası!



Tam ne salak bir şovdu,şov bile değildi derken şatoya doğru ilerliyoruz ve 1 saat bekleme süresi yine.Sıra boyunca duvarlardaki tablolar durmaksızın konuşuyor ,gerçekten muhteşem.beklediğimize değecek bu kez biliyoruz. ‘how many?’ sorusunu hiç bu kadar çok duyduğumu hatırlamıyorum ama 2 kişi olmanın avantajını çok gördük.atladık uçan koltuklarımıza ve başladık geziye...Harry ve arkadaşları da süpürgeleriyle bize eşlik ediyorlar.sanki olayın bir parçasıymışız gibi bizimle konuşuyorlar.3D-5D falan değil,resmen yaşıyoruz! İnince bir süre kendime gelemedim,hala hatırladıkça bu nasıl s..sonic bir şey böyle diye geçiriyorum aklımdan!



Roller coaster’a binmeye korkup diğer parka geçiyoruz,ama şimdi olsa kesinlikle binerdim! :D


Vakit kaybetmeden Universal Studios Florida’ya geçiyoruz çünkü daha görülecek çok şey var.
İlk etkinliğimiz felaket yada doğal afet filmlerinin nasıl çekildiği hakkında.önce film için gerekli olan aktörler yani kurbanlar  halk arasından seçildi ve sete geçtik.
yol kenarında hayatı kurtarılırken yere düşen bir adet çocuk,kayıkla balık tutmaya çalışırken şimşek çarpan bir büyükanne falan..en son hepberaber bir metroya bindik ve yolda birazdan yangın çıkacak en güçlü sesinizle çığlık atın dendi,işareti alınca korkmuş taklidi yaptık.metoryla dönüş yolunda ise filmimizin fragmanı hazırdı bile! :D çok eğlenceliydi! (ben de çekerim lan,çok kolaymış! :p korkmayın üzülmeyin filmlerde,onlar çok eğleniyorlar!)

Evet ‘Fear Factor Live’ saatimiz de geldi!
4 yarışmacı seçildi,onlar hazırlanırken bizim canımız sıkılmasın diye seyirciler arasından şanssız bir kişi seçildi ve yüzüne gözüne akrep koydular..ama akreplerde dana gibiydi! Neyse yarışma başladı ve benim midemin kaldıramayacağı bir sürü iğrençlikle devam etti.

One more thing!


Hayır ben birşey demeyeceğim bu onların kuralklardan sonra herkesle beraber bağırıp en boktan kuralı söylemeden önceki cümleleri,bir klasik!


The Simpsons 5D ve Men in Blackde uzaylı öldürüp puan toplamak  da en eğlenceli etkinliklerdendi,ama hala aklımda Harry Potter var! Umarım siz de bir gün yaşarsınız!


Pixis

25 Haziran 2011

sakin...

ben yine gezmelere gidiyorum..ama ben yokken dinleyin diye 13şarkılık bi liste hazırladım size.. (hatta liste bitmeden 36kez dinlenmiş!) eklemem gerektiğini düşündüğünüz şarkılar varsa notunuzu bırakınız efenim!mutlu olurum! :)


22 Haziran 2011

AMERİKANYA DÜMBÜKLERİ!

Günlük yerine dümbük demeyi sevenlerdenim ben! :P
bırak şimdi fon müziğini,sadede gel pixis!

sevgili dümbük!
burası çok değişik bi yer lan!yani ne bileyim..tuhaf işte!
şuan tam olarak florida eyaletinin niceville şehrindeyim,hakikaten nice bi yer..mmm..sizde nası derler?! :P hoş bi yer yani.

insanlar her gördüğü insana slm veriyor yada en azından gülümsüyor.
nereye giderseniz gidin ilk cümle *hey!how you doin'?*
hava çok sıcak ve nemli..ama ilginç olan kısım bazen akşamüstüleri baaaam bi yağmur..ne olduğunu anlamıyorsunuz bile!
trafik süper!1kez bile korna duyamazsınız..cidden!
radyo ve tv kanallarının durumu burada da aynı! radyoda hep aynı birkaç şarkı -şu aralar başı katy perry'nin avatar'ı alıyor- ve western tipi şarkılar var! tv deyse pembe diziler,yarışmalar fln..yargıç programı var komik..+he birde dini yayın yapan bi kanal var,oldukça ilginç.. komikli bir kanal var hep sevdiğim-bildiğim diziler;himym,my name is earl,friends,everybody loves raymond,listen up,etc. ben genelde bunda takılıyorum tabi.

bir diğer ilginçlik ise evler süper,yeşillik dolu bahçeler,manzara güzel ama bahçesinde yada balkonunda oturan yok! sadece barbekü yaptıklarında..sanki hayat yok gibi!

geçtiğimiz haftasonu ayaklarım patlayana kadar gezdik! şaka değil,akşama doğru terliklerimi elimde taşıdım!türk usulü gezme görsünler! :P 
universal studios,disney world ve sea world 3 güne sığmadı! ama çok eğlenceliydi!tabi bunlar başka postların konuları  olacak!aman tanrım gezi bloğuna mı dönüşüyorum yoksa?! :D yok cnm,burda da boş durmayı düşünmüyorum ama bunlar da başka postların konuları! :P şimdilik özet geçeyim dedim sadece..

bu akşam -Türk gecesi-ne davetliyiz..ama bakın ne giydim bloğuna dönüşmeyeceğim merak etmeyin! :P





bol fotolu yazılarda buluşmak üzere sevgili izleklerim! kalp fln işte!

pixis


06 Haziran 2011

Simple Math!

Hastasıyım bu şarkının..
uzun zamandan sonra ilk yazıya böyle başlamak biraz tuhaf oldu tabi..yazasım yoktu naapym!
zaten bi koşuşturmaca-isyanlar dönemi fln atlattım..bi de yazı mı yazcam!!!başka emrin?! :P
ne tribi bu şimdi :D hahahah...kime yani? :D

neyse..meşguldüm işte!
zati yakında yolcuyum.. ayın 10u dediniz mi uçuyorum! ara ki bulasın pixis'i!

işte yeni temayı diyorum..tmm MORun hastasıyım fln da...Siyah olmadan anlamsız oluyormuş! hep o tema yüzünden yazmak istememişim meğer! :p 
yani 84735789234920. temam hayırlı olsun! :D

gelirken elim boş da gelmedim..hasta eden şarkı da burada!



öpowsko-byowskooooooo!

24 Mayıs 2011

daha fazla müzik!

liste tamamen bana ait! :) eksik şarkılarımı söyleyin de ekleyeyim!

29 Nisan 2011

Ya Kendin Dikebilirsin Ya Da Hiç Kimse!


"Ya Kendin Dikebilirsin Ya Da Hiç Kimse...

Eline yalnızca bir iğne bir iplik verebilirim''
dedi Tanrı...
C.A.

27 Nisan 2011

İngilizce Okul Gazetesi!

Hello everyone! 
evet bu başlangıçla konunun özü için yeterince ingilizce kullanmış oldum sanırım? :p

 Bu yıl yeni geldiğim okulumda sorunlu bir 8. sınıf vardı ve sınıf öğretmeni bu sınıfı kesinlikle bu yıl istemediğini vurgulamıştı.. sınıfı olmayan ,yeni gelmiş çömez olarak bu sınıfı almak bana düştü tabi ki.. :)
ben de dedim ki 'What the hell?!'
tamam öyle demedim!
'aman yahu!diyarbakır'dan sonra ne kadar kötü bir sınıfla karşılaşabilirim ki?!' dedim..
(Çocuklarımın hepsi birbirinden tatlı halbuki?! nesini beğenmemişlerse.. :P)
Onları dinlemekle başladım işe..dertleri neydi de bütün okulun dilinde -sorunlu sınıf- diye anılıyorlardı?

Rehberlik dersinde yaptığımız sohbetler ve anketler sonucunda özetle aklımda kalan şu cümleler oldu;
' O kadar çok kötül söz işittik,dışlandık ki;bir süre sonra biz de hiçbirşeyi umursamaz hale geldik!Kimse bize inanmadı!'
Peki ben bu sözlerden sonra durur muyum?! :)
Hem sınıf rehber,hem de İngilizce öğretmenleri olunca; özgüvenlerini kazandıracak,bütün sınıfın bir şekilde katkı sağlayacağı,aynı zamanda okuldaki herkesin takdirini kazanacakları bir işe girişmeliydik...
Ve sonuç olarak 8.Sınıflara özel İngilizce gazetesi aklıma geldi..

-Sınıfa planımı anlattım,istisnasız hepsi kabul etti.. (üstelik ben'gebertirim sizi' demeden :P)

-8.sınıf olduklarından Sbs durumunu düşünerek gazetenin 2haftalık olmasına karar verdik
-ve çok değil,sadece 2 adet A4 boyutu kağıttan toplam 4sayfa..
-Ücretsiz...
-Dilekçe yazıp Okul Müdürümüzün onayını aldım,sağolsun gazete taslağını gördükten sonra daha çok destekledi..
-Editör kadrolar oluşturuldu...Herkes kendi payına düşeni almış oldu böylece...
eğer derseniz ki 'eee hiç mi tembel yok bu sınıfta?'
İngilizcenin İ'sinden anlamayan öğrenciler anket editörleri oldular...Sadece bir konu belirleyip 100 yada 200 kişiye sorup,istatiksel sonuç çıkarıyorlar...

İlk sayımızı Nisan başında çıkardık. :) 7.sınıflar da az çok göz atsınlar diye 2.hafta kartonlarla okul duvarına astık.Çok olumlu tepkiler aldık tabi..135 adet gazete tükendi hemen....Belediye başkanımız da kendisiyle yapılan röportajı belediyenin sitesinde yayınlatmış..daha bizim gazete meydanda yokken,site de vardı..sitede yayınlanmasının ertesi günü ise yerel bir gazetede! 'Tamamı İngilizce' diye de özellikle vurgulanmış.. :)

Şimdi benim payım nedir diye sorarsanız,gazetenin son sayfasına küçük bir not düştük;
-bu gazete İng. Öğretmeni Pixis'in desteğiyle 8-D sınıfı öğrencileri tarafından hazırlanmıştır!-
Ve bu not 2. sayımızda şöyle değişti;
-bu gazete 8-D editörlüğünde 8.sınıf öğrencileri tarafından hazırlanmıştır!-

:) evet, artık sadece benim sınıfım değil,bütün öğrenciler katılıyor... ve değmeyin keyfimize! :)

NOT: öğrencilerimin bu yazıyı bulmasınlar diye gazetenin adını yazmadım.. ama fotoğraflarda mevcut zaten...


21 Nisan 2011

danbaby!

danbonun özgeçmişinden bahsetmiştim sizlere daha önce :P 
ama bebeklik fotoğrafı yoktu elimde..
işte danbaby!
sözümü de tutmuş oldum kankulim! 
:P


-Pixis-

15 Nisan 2011

ERGEN MUHABBETLERİ-1

Eğer ergenlerle iletişim halindeyseniz;
1-alakasız-kopuk konuşmalara
2-cool takılırken fool olmalara
3-hafiften yazılmalara
4-cinselliğin öncelikli konu olmasına
Alışmalısınız! J bnmkiler 8.sınıf ve -hergün yeni bir vukuat-ımız var!
Sınıfımı kontrol etmem kolaylaşsın ve ayarları kaçmasın diye hiç yapmadığım bişey yapıp,onları facebooktan takip ediyorum..kim kimle takılır,manitalar kimdir,ağız dalaşı-küfür,çıkardığımız İngilizce gazete ile ilgili görevlendirme yada paylaşımlar için çok iyi oluyor!
Gazete ile ilgili bir post da yakında gelecek! J
sınıfta olan bi konuşmada –Şapşal Ergen Erkek- adını verdiğim öğrenci komiklik yapmanın peşine düşünce,ben de o akşam facebook iletime ŞEE’nin cümlelerini yazdım ve ortaya şöyle bir durum çıktı:
Pixis:Kızlardan bu konuda kim görev almak isteyen?
Şapşal Erkek Ergen: beeeeeeeen!
yorumlar:
Tescilli Ergen: hocam sizin kaç tane köyünüz var ki?
Pixis:cvp veriyorum:115 :D        Ş.E.E.mesaj atma! yalvarcaksan burda yalvar erkek gibi! aaaaa! ama sen kızsın dimi? pardon!!!! :D hahahah
Ş.E.E: hocam kaldırın yaaaa
T.E. :what is this?     question: it is a pencil :D                                                                                                                      
Pixis: :D ha gayret biraz daha ŞEE! :D
ŞEE:tmm hocam sizi şikayet etçem haahahah
Pixis: hahhahahah! :D ilkokul çocuğu gibi bi replik kullanıp 'sütlü kaave de söyle!' diyorum! :D
ŞEE: :D :D :D hahahaha
TE: aman kalırsın işte ööle ŞEE :D
ŞEE: teacher :D
Pixis:oooooo! tebrik ediyorum! doğru yazmışsın teacher'ı! :D
TE:çöldeyim su su su bi yudum su :D
ŞEE: su werin ölüyorum ne çöl uzun bir yoldayım uzun ince bir yoldayım
TE: 4kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece gündüz gece
ŞEE: sabah olmuyor ama hep gece karanlık adımlar
Pixis: all day all night! :P
ŞEE: ne demek oooo :D :D :D
Pixis: hahhahah! :D yuhanna ŞEE!!!
ŞEE: pitbull bir tane şarkısı war yuhanna wanmi
 TE: ya ŞEE :D
ŞEE: Noldu :D
TE: istanbulu dinliyorum gözlerim kapalı
ŞEE: hafiften rüzgar esiyor ağaçlar sallanıyor
TE: aman cüzdanımı çalmışlar :D
ŞEE:sonra kapkaççıların peşine düşşler yakalamışlar ::D :D
TE: emniyet kuvvetleri çalısıyor :D
ŞEE:ama genede kaçıyolar çöle :D
Pixis:sebep?
ŞEE:cüzdan çaldılar hocam :D
Pixis:çöle kaçma sebebi?
TE:ahhh serap görüyorum ! serap yürü evine ne arıyosun dısarda :D
Pixis:ahahhaha! :D üşüdüm bi an!
ŞEE: :D :D :D
TE: neden üşüyosunuz :D
Pixis:ortam soğudu biraz :D
TE: uğur derin dondurucu ammanın ammanın :D
ŞEE: :D :D
Pixis: aman tanrım..kuzey kutbundaymışım hbrim yokkk! :P
TE:kuzeye alttan baksanız güney oluyo hocam güney kutbuda olur
ŞEE: what is your name anlamı ne bilmiyorumda : d: d
Pixis:oldu sayenizde! :D yerin bi önemi yok! bana heryer kutup artık! ühühühüh :P
TE: hocam üşürsünüz kıyamam
ŞEE: ewet hocam hasta olursanız dersmize giremessiniz çok üzülürüz :D
Pixis: ayy ne fenasınız! :) yemiş numarası yapayım bari :P
ŞEE:  :D hahahahah
TE: çiğneyerek yeyin hocam boğazınızda kalmasın :D
Pixis: o zaman gargara yapayım! :D
ŞEE: haha gargara ne hocam bilimoyrumda :D
Pixis: ben yarın öğretirim! :P
TE: gargaranın tuzunu fazla kaçırmayın zararlı
Pixis: ŞEE sen neye gülüyon? gargaranın ne olduğunu bilmiyosun ya hani? :D
ŞEE:bilmem hocam hep gülüyorum her insan gülmeli gülmek iyidir :D
TE: müge gibi oldun arap :D (müge=sınıfta herşeye kikirdeyen bi kızımız!)
Pixis: TE'den ŞEE'e bi sol kroşe! :D
ŞEE: sol kroşe ne demk hahahah :D:D
TE:sol elimde soğan sağ elimde sarımsak :D
ŞEE:ewet oda güzel hacı
Pixis: ewet oda güzel hacı ne demek hahahha :D
ŞEE: hocam sizin anlamassınız uğraşmayın :D hahahah :D
Pixis: hocam sizin anlamassınız uğraşmayın ne demek hahahha :D
ŞEE: hacı hoca tekrarlama moduna geçti :D
Pixis: yooo senin taklidini yapıyorum! :D bak gene yapıcam: kızlardan ben! :D hahahaha
ŞEE: şaka yaptım onu ben ama :D :D D:
ve sözün bittiği an:
TE: hocam evde bi deneme yaptım normal bi pil taktım uzaktan kumandalı arabaya biraz gitti sonra duracell taktım uçuyo :D
Pixis: :D
ŞEE: :D
Creative Commons License

...


her geçen gün aRt-ıyor!