-eskiz defteri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
-eskiz defteri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2011

HUZUR/PEACE


Ben bu akşam altta hemen tıklayıp dinleyebileceğiniz şarkıyla huzur buldum...
Sonra üşenmedim..bu güzel müzikle son bir rötuşu kalan bu çizimimi tamamladım sonunda!

Sanki uzun bir zamandan sonra kendimi buldum gibi... :)
Not:Daha sık görüşüşeceğiz...

29 Nisan 2011

Ya Kendin Dikebilirsin Ya Da Hiç Kimse!


"Ya Kendin Dikebilirsin Ya Da Hiç Kimse...

Eline yalnızca bir iğne bir iplik verebilirim''
dedi Tanrı...
C.A.

16 Şubat 2011

Seyyah oldum bu alemde niceler gördüm, anladım ki insan kalbine yolcu...

Uzun zamandır bekleyen 'murat çelik' portresi de aşk acısıyla bitmiş oldu...
Ve bana hatırlattığı şarkıyla blogda yerini alabildi sonunda!



bu şehirden bana acılar kaldı
şarap sundum aya ben ayrılık tattım

seyyah oldum şu alemde öyküler yazdım
oturup anlattım kendi halimce
seyyah oldum şu alemde türküler yaktım
oturup söyledim kendi halimce

gözlerinden mektup ellerinden su
bekledim durdum ben ne zor yolmuş bu
seyyah oldum sözüm bildim gizlendim içime
çığlık oldu gözlerim kendimi vurdum
seyyah oldum şu alemde niceler gördüm
anladım ki insan kalbine yolcu

bana aşk lazım
aşkta ateş ararım
kapanmış kapılardan geçtim
yanmayan bedenlerden güzelim ben yolumu sildim
dünyanın hali
çeker giderim
yalnızlık yolcusu gönlüm
bir garip seyyahım ama kendime göçerim


18 Ağustos 2010

ressamlar kuşağı/VAN GOGH


(1853-1890) Vincent van Gogh was born near Brabant, the son of a minister. In 1869, he got a position at the art dealers, Goupil and Co. in The Hague, through his uncle, and worked with them until he was dismissed from the London office in 1873. He worked as a schoolmaster in England (1876), before training for the ministry at Amsterdam University (1877). After he failed to get a post in the Church, he went to live as an independent missionary among the Borinage miners. He was largely self-taught as an artist, although he received help from his cousin, Mauve. His first works were heavily painted, mud-colored and clumsy attempts to represent the life of the poor (e.g. Potato-Eaters, 1885, Amsterdam), influenced by one of his artistic heroes, Millet. He moved to Paris in 1886, living with his devoted brother, Theo, who as a dealer introduced him to artists like Gauguin, Pissarro, Seurat and Toulouse-Lautrec. In Paris, he discovered color as well as the divisionist ideas which helped to create the distinctive dashed brushstrokes of his later work (e.g. Pere Tanguy, 1887, Paris). He moved to Arles, in the south of France, in 1888, hoping to establish an artists' colony there, and was immediately struck by the hot reds and yellows of the Mediterranean, which he increasingly used symbolically to represent his own moods (e.g. Sunflowers, 1888, London, National Gallery). He was joined briefly by Gauguin in October 1888, and managed in some works to combine his own ideas with the latter's Synthetism (e.g. The Sower, 1888, Amsterdam), but the visit was not a success. A final argument led to the infamous episode in which Van Gogh mutilated his ear. In 1889, he became a voluntary patient at the St. Remy asylum, where he continued to paint, often making copies of artists he admired. His palette softened to mauves and pinks, but his brushwork was increasingly agitated, the dashes constructed into swirling, twisted shapes, often seen as symbolic of his mental state (e.g. Ravine, 1889, Otterlo). He moved to Auvers, to be closer to Theo in 1890 - his last 70 days spent in a hectic program of painting. He died, having sold only one work, following a botched suicide attempt. His life is detailed in a series of letters to his brother (published 1959).



Video Provided by Allpaintings Art Portal.

Music by Antònia Font


14 Ağustos 2010

oh my dear !yarımlara bak!

pek art-niyetsizim şu aralar.. yani birazcık var tabi içimde ama..boş durmuyorum aslında..
şu aşağıdaki yarım resimlerime bakınca...boş duruyormuşum gibi geldi bir an..
madem yarım niye gözümüze sokuyorsun bunları derseniz eğer,
-ki demezsiniz,siz incesiniz!-
belki sizden utanır da bir an önce bitiririm diye izlekler.. :(

şu anda bitirme çabalarında olduğum yağlı boya
biliyorum bu haliyle pek afili durmuyo ya.. bir de bitince görün onu siz!!!
(iddaa'lıyım :P)

bu da bir diğer yağlı boya,ebat olarak diğerinin 2 katı... ve yaklaşık 1,5 yıldır yarım..
ama diyarbakır'a taşıyamazdım ya cnm...
 

ay pardon! bu reco'mun bana hediyesi olan resim :P
(reco:d.bekir'den 6.sınıf öğrencim)
bu da yan flüt çalan bi ünlü ama şöyle alıcı gözle baktımda silmem gereken yerler  var...
zemin karanlık olacak,bol gölgeli diye adamı sert bakışlı yapmışım! :P
 ve bu ikisi board marker'la can sıkıntısı karaladıklarım...(d.bekir)

evet biliyorum,yanak düzelecek! :P söylemenize hiç gerek yok!
o daha çok yarım!






16 Haziran 2010

çini:kaplumbağa terbiyecisi (made by pixis)




uzun zamandır paylaşamadığım son çinim...
Osman Hamdi Bey'in ünlü Kaplumbağa Terbiyecisi...

 Dünya'da bir ilk ve tek dersem abartmış olurum biliyorum. :) 
ama çini olarak yani hocamın söylediğine göre
minyatür değil gravür tarzı olmuş benimki...
ben ise sadece karakalem tarzı çini yapmaya çalıştım..
herkesin dediğine göre başarılı da olmuşum :)
umarım sizlerde beğenirsiniz... 
kusurları da var tabi,ama söylemem!
aceleye gelen,
3 günde yapılan çini bu kadar olur!!!
boyun ve bel ağrılarımı,
psikolojik çöküşlerimi de 
unutmamak lazım tabi!

pişmeden önceki hali-------->
(6 karodan oluşuyor.)



12 Mayıs 2010

pişti gittiiiii! :) yeniler...


işte yeni çinileeeeeeeer
yada çinimsiler işte!






şimdilik bukkadaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaar! :)

to be continued...


02 Mayıs 2010

salıncak


salıncak gibidir bazı sevdalar
o ittikçe
siz geri gelirsiniz...


-pix-



p.s.:evet yine ben çizdim ama başka birine ait bir fotoğraf-sanırım fotoshop-tan etkilenerek...
ayrıca ayın yamuk olduğunun farkındayım :)

24 Nisan 2010

-gelsin yeni çiniler ve çinimsiler-

eveeeet..gelsin yeni çiniler.. ilk çini çalışmam doğaçlama olduğu için çini değil,çinimsi idi.(kabul ediyorum) saygıdeğer çini üstadlarına ayıp olmasın diye 2.çalışmamda gerçek çini yapmaya karar verdim. (ansiklopedi diliyle :p-- bknz:şekil 1a ve 1b)
şekil 1a
şekil 1b
çok uzun sürdü bunu yapmak,insan biraz da mükemmeliyetçi olunca..ama itiraf etmeliyimki çok sıkıldım bunu yaparken.aynı şekil,aynı renkler...

yok yok özüme dönmeliyim dedim...bana daha uygun motifler (bknz:şekil 2a) yada yine içimdeki resim aşkını kullanaraktan doğaçlama (bknz:şekil 3a ve 3b) yapmalıyım dedim kendi kendime..
şekil 2a
(pın için yaptığım kolye ucu,umarım beğenir)

şekil 3a
(kendime özel fincan-önden görünümü)


şekil 3b
(kendime özel fincan-arkadan görünümü)


muhtemelen salı günü fırınlanacaklar...fırın nasıl birşey diye sorarsanız eğer:

pişmiş hallerini de sunucam tabiki size... ayrıca ultras/Movement bloğunun sahibi ve pın'ın eşi u/M'nin fincanı da yolda,pazartesiye yetiştirmeye çalışacağım.. :) sana oy vermeyide ihmal etmedim tabi..

14 Nisan 2010

pixis çini yaparsa...sonuç böyle olur: /if pixis makes china...here is the result.


hazırlanma sürecini görmediyseniz tıklayınız..


bu düşük fotoğraf kalitesi de ne böyle deyip beni küçümsemeyin lütfen..gecenin bu saatinde,alelacele,yarı karanlık bir odada,yatağın üstündeki notebook'un üstüne konulup telefonla çekilen resimler ancak bu kalitede olabilir...





evet..fincanımın fırınlanıp bitmiş hali bu işte! pardon..kocacığımın fincanı. :)






































































p.s.:bu arada yakında yenileri geliyor,haberiniz ola...



07 Nisan 2010

Ressam Adolf Hitler

Adolf Hitler'i nasıl bilirsiniz dendiğinde kurulacak cümleler bellidir diyebiliriz..Ama onun resim çizdiğini bilen sanırım çok az kişidir..

İşte resimleri:











































alıntıdır..
Creative Commons License

...


her geçen gün aRt-ıyor!