İzmir Basmane garının karşısında, cadde üzerijnde bir cmi var. Caminin arkasında koca bir çınar ve dibinde de büyük tavanlı kıraathane var. Duvarlrında camlı dolplar, içlerinde camlı, marpuçlu nargileler var. Belki de yüzlerce. İçeride yüzlerce insanın sigara dumanıyla kıraathanede oturanların uğultulu ve gürültülü sesi.. Kısa boylu, kel kafalı, hafif sıska bir garson, bir elinde içi yüzlerce çay bardağını alan bir tepsi, bir elinde de yaldızlı nargileyle sanki bale yapar gibi masaların arasında dolaşıyordu. Birden kıraathnenin gürültüsünü astıran tiz bir ses duyuldu;
Bu ses öyle bir ses ki; kıraathanenin gürültüsünü bastırması bir yana, koca şehrin gürültüsünü de aşarak, bütün Kadifekale çınlıyordu sanki.. Kadifekale'de oturan yaralı bir kadın herşeye rağmen bu sesin kime ait olduğunu biliyordu. Çünkü yaralı kadın can kulağıyla bu sesin gelmesinij bekliyordu sanki.
sesi tekrar duyuldu Kadifekale'den. Bu sesi sadece Kadifekale'den yaralı kadın duyabiliyordu. Beklediği sesti bu. Bu ses gerçekten yürekten geliyordu, yürekten işitiliyordu. Sanki sıska adam kendisijne " Çiçeğiiiiiiimmmmmmm " der gibi sesleniyordu. Gerçekten yüreğine bir nevi merhem olan bu sesle mutlu oluyordu. çünkü yüreği yaralı kadının adı da "Çiçek" idi.
14 yorum:
Öğretmenler gününüz kutlu olsun, pek haberleşemiyoruz artık.
Happy happy pixis day
@insanat
ben sana küsüştüm :P şaka şaka!
teşekkür ederim..
bak ben chatboxımı kondurdum yine...
@mEta
ooooyy oyy!öğrenci takipcim bnm! :)
teşekkür ederim!
mimini unutmadım! ;)
Happy teachers' day :)
you too,leo! :)
thanx babe!
kutlu oldu mu gününüz ? :))
hem de nasıl! :)
Güzel bir bilog bu. Merci beaucoup..
rica ederim.. :)
İzmir Basmane garının karşısında, cadde üzerijnde bir cmi var. Caminin arkasında koca bir çınar ve dibinde de büyük tavanlı kıraathane var. Duvarlrında camlı dolplar, içlerinde camlı, marpuçlu nargileler var. Belki de yüzlerce. İçeride yüzlerce insanın sigara dumanıyla kıraathanede oturanların uğultulu ve gürültülü sesi.. Kısa boylu, kel kafalı, hafif sıska bir garson, bir elinde içi yüzlerce çay bardağını alan bir tepsi, bir elinde de yaldızlı nargileyle sanki bale yapar gibi masaların arasında dolaşıyordu. Birden kıraathnenin gürültüsünü astıran tiz bir ses duyuldu;
"Çaaaayyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy !..."
Bu ses öyle bir ses ki; kıraathanenin gürültüsünü bastırması bir yana, koca şehrin gürültüsünü de aşarak, bütün Kadifekale çınlıyordu sanki.. Kadifekale'de oturan yaralı bir kadın herşeye rağmen bu sesin kime ait olduğunu biliyordu. Çünkü yaralı kadın can kulağıyla bu sesin gelmesinij bekliyordu sanki.
"Çaaaayyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy !..."
sesi tekrar duyuldu Kadifekale'den. Bu sesi sadece Kadifekale'den yaralı kadın duyabiliyordu. Beklediği sesti bu. Bu ses gerçekten yürekten geliyordu, yürekten işitiliyordu. Sanki sıska adam kendisijne " Çiçeğiiiiiiimmmmmmm " der gibi sesleniyordu. Gerçekten yüreğine bir nevi merhem olan bu sesle mutlu oluyordu. çünkü yüreği yaralı kadının adı da "Çiçek" idi.
anlamadığım için affet! bu da nesi? :S
aaaaa!ne iyi etmişsin.. bloğuna gelip yazılarını okumama gerek yok yani? :P
Ehhh.. Belki iyi bir iş yapıyorumdur.
:) ona ne şüphe!
gayet güzel bir hikaye yazmışsın...
Yorum Gönder