25 Şubat 2010

pixis çini yaparsa.../if pixis makes china...


yağmurlu bir havada,
diyarbakır'da ne yapılır diye düşünürken...
tlfdaki sesin sözünü dinlemeye karar verdik 2 arkadaşımla..



ve ofis'in yolunu tuttuk çini atölyesine gitmek için..



hayranlık ve şaşkınlık içinde etrafa bakmaya başladık.. (Allah sabır versin)



ve düşünmeye başladım sevdiğim erkeğe hediye olarak ne yapabilirim diye..sıra tabak-çanak vs. seçmeye geldi..


kararımı verdim.. her gün,her an elinden bırakmayacağı birşey..elime fincanı aldım...ve başladım karalamaya...





belki bnmkinin çini denecek bi tarafı yok.. ama resim aşkı bi başka işte!
fincanı sizler için döndürüyorum.. .

























renklerin böyle olduğuna bakmayın..fırınlandıktan sonra evlerinizdeki yada ellerinizdeki porselen fincanlarınki gibi canlı renkleri oluyor..

24 Şubat 2010

Çini Nasıl Yapılır..



öncelikle size gerçek anlamda çini nasıl yapılır bir alıntıyla göstereyim.. (sonra kendi hikayeme geçerim..)

Çini Nasıl Yapılır
Kuartz, kaolen, tebeşir ve kum gibi doğada bulunan yedi farklı malzeme çamur kıvamına gelinceye kadar karıştırılır. Yabancı maddelerden arıtılarak öğütülür. Bu kahverengi çamurun göz kamaştırıcı bir sanat eserine dönüşmesi ise yaklaşık 20 günlük zahmetli bir yolculuğun ardından mümkün olmaktadır. Çini sanatı üç temel figür üzerinde çalışır: Vazolar, tabaklar ve çini duvar panoları. Hazırlanan çini hamurundan parçalar şekillendirildikten sonra kurumaya bırakılırlar. Hamur kıvamından deri sertliğine ulaşan parçalar üzerinde astarlama yapılır. Bu işlem sayesinde, kuruyan parça gözün beyazı gibi saf beyaz bir görünüm kazanır. Bu beyaz zemin Türk çinilerini diğer seramiklerden ayrı kılar.
Daha sonra bu parçalar, yaklaşık 900 derecede, “bisküvi” adı verilen ilk pişirmeyle, bir güne yakın bir süre boyunca yavaş yavaş pişirilirler.



Bisküvi fırınlaması yapılan parçaların yüzeyindeki pürüzler ince bir zımparayla giderilir. Bu parça, önce kara kalemle çizilmiş olan bir kağıtla kaplanır.


Kağıt üzerindeki bu desen sayısız küçük iğne delikleriyle belirlenir ve kömür tozuyla çini yüzeyine aktarılır.

Yüzeydeki desenin kontürleri ilk olarak kobalt veya siyah çini boyasıyla çizilir. Daha sonra bu desenin içleri istenilen renklerle boyanır. Sonra parça, camsı bir sır ile kaplanır. Sıra ikinci pişirime gelmiştir. Parçalar, birbirlerine değmemeleri için tek tek alınır ve benzer parçalar fırının raflarına koyulur. İkinci defa ve yine yavaş pişirilen çinili eser, ani soğutmaların getireceği şoklarla kırılmaması için bu kez de çok yavaş olarak soğutulur.

23 Şubat 2010

mardinkapı şen olur...

türkü gayet eğlenceli olsada..zordur mardinkapı'da çocuk olmak..yüzlerde küçücük bir tebessüm olsun diye,tekerlekli eğlenceler dolaşır mahallede...
kimi mutlu,kimi imrenir,kimi belkide söver o mutluluğu parayla satın alamadığı için.. (yada mahalle ağzıyla küfür atar :) )

CEM ADRİAN-YAĞMUR

Korkmuyorum artık senden gece
Korkmuyorum ben hiç, karanlık...
Üzerime gel istersen
Sar beni ben, kaçıp gitmem...

Korkmuyorum artık senden yalnızlık
Korkmuyorum hiç korkmuyorum
Yüreğime vur istersen
Kalmadı hiç kaçıp gitmem...

Sokaklarda yanımda dolaşan yağmur
Gecelerini başucumda duran yağmur
Avucumda ellerin yerine yağmur
Vur yüzüme...
Vur yüzüme...

Saçlarımda nefesin yerine yağmur
Dudağımda dudağın yerine yağmur
Gökyüzünden çaresizliğimi yağmur
Vur yüzüme hadi!
Vur yüzüme!


Daha hızlı yağmur...
Yağ yağmur...
Ağlar gibi yağmur vur yüzüme,
Durma vur yüzüme!
Yağmur...

Çok üzgünüm, çok üzgünüm,
Çok üzgün yağmur!
Kaybedecek neyim kaldı,
Ne kaldı yağmur!!
Vur yüzüme hadi!
Vur yüzüme!!

Creative Commons License

...


her geçen gün aRt-ıyor!